Sosyal Medya Hesaplarımız

Eğlence

Gelmiş Geçmiş En İyi 10 Klasik Film

Tüm zamanların en iyi filmlerini sizler için bir araya getirdik ve fragmanları ile süsledik, sizlerle paylaşmak için sabırsızlanıyoruz.

Eklenme Tarihi

-

Gelmiş Geçmiş En İyi 10 Klasik Film

Oyuncuları ve senaryoları ne kadar iyi olursa olsun sinema filmlerinin ömürleri en fazla bir jenerasyondur. Ancak kimi filmler vardır ki kuşaklar boyunca izlenmeye devam ederler. Klasik filmler olarak adlandırabileceğimiz bu filmler sıradan izleyiciden sinemacılara kadar pek çok kişiye hitap eder ve ilham verirler.

Klasik filmler; ünlerini o zamana kadar kullanılmamış çekim tekniklerinden, dönemin politikasını veya tarihi ekrana yansıtışlarından veya efsane kadrolarından alabilirler. Listemizde sizin için bu klasik filmler içinden en değerli 10 tanesini seçip tanıtmaya çalışacağız.

Not: Listemizdeki filmler seçilirken ağırlıklı olarak IMDB ve Rotten Tomatoes sitelerinden yararlanılmıştır. İlginizi çekebileceğini düşündüğümüz Gelmiş Geçmiş En İyi 10 Komedi Filmi başlıklı yazımızı da incelemenizi tavsiye ederiz.


1. Citizen Kane / Yurttaş Kane – 1941 (IMDB Puanı: 8.5)

Efsane aktör Orson Welles’in hem yapımında görev üstlendiği, hem de başrolünü oynadığı kült film Yurttaş Kane; çoğumuzun tahmin edebileceğinden daha büyük bir zenginliğe sahip olan ancak mutlu olamayan bir medya patronunun öyküsünü anlatıyor. Eleştirmenler ve sinema tarihçileri tarafından filmin ünlü Amerikalı gazeteci ve politikacı William Randolph Hearst’ın hayatını yansıttığı söylenmektedir ancak bu konuda %100 kesin bir bilgi yoktur.

Film oldukça başarılı bir dram filmi olmakla birlikte gizem öğesini de içerisinde barındırmaktadır. Filmin baş kahramanı Charles Foster Kane’in filmin girişinde yansıtılan son sözü “Rosebud”un gizemi film boyunca korunuyor. Tüm bu öğeler ve filmin oldukça uzun olmasına rağmen izleyiciyi kendisine bağlayan yapısı Yurttaş Kane’e en iyi klasik filmler listesinde haklı bir yer sağlıyor.

Citizen Kane Fragmanı:

2.Rear Window/Arka Pencere – 1954 (IMDB Puanı: 8.6)

Ünlü yönetmen Alfred Hitchcock’un klasik filmler listemize bir armağanı olan Rear Window; kült filmler kategorisinde anılan nadir gerilim filmlerinden biridir. Filmin başrollerini ünlü oyuncular Grace Kelly ve James Stewart paylaşmaktadırlar. Filmin çekim teknikleri ve sürükleyiciliği zamanının oldukça ötesindedir.

Rear Window; günümüze kadar onlarca filmde işlenmiş bir konuyu ilk işleyen film olması nedeniyle klasik filmler arasına girmiştir diyebiliriz. James Stewart’ın başarıyla canlandırdığı muhabir L. B. Jeffries; geçirdiği kaza yüzünden evinde bacağı sargılı bir şekilde oturmak zorunda kalır ve boş zamanını camdan komşularını gözetleyerek geçirmeye karar verir. Bu kararını yerine getirirken komşularından birinin eşini öldürdüğüne dair bir sahne görür. Deneseler de bu konuda kanundan destek alamayan Jeffries ve kız arkadaşı bu olayı kendi başlarına çözmeye karar verirler.

Rear Window Fragmanı:

3. Repulsion/Tiksinti – 1965 (IMDB Puanı: 7.8)

Korku/gerilim filmlerinin klasik filmler arasında sıklıkla yer almadığını söylemiştik, ancak bu konuda ikinci bir istisna olan Repulsion’a listemizde yer vermeseydik gerçekten haksızlık olurdu. Efsane yönetmen Roman Polanski’nin Rosemary’s Baby ve ardından The Tenant ile devam eden Apartman Üçlemesi’nin ilk filmi olan Repulsion; mükemmelliği tartışılmaz bir psikolojik gerilim filmidir. Polanski’nin müthiş yönetmenlik yeteneğinin yanında baş karakter Carol Ledoux’u canlandıran Catherine Deneuve’nin filme kattığı seyir keyfinden de bahsetmemek olmaz. Hala dünya üzerindeki en güzel aktrislerden biri sayılan Deneuve; Repulsion’da güzelliğiyle göz kamaştırıyor.

Yılların eskitemediği kült film Repulsion; manikürcülük yapan Carol’ın, ablasının sevgilisiyle çıktığı tatil sırasında zaten zayıf olan akıl sağlığını gittikçe yitirmesini konu ediniyor. Filmin siyah beyaz olması karanlık atmosferine girmede seyirciye büyük bir kolaylık sağlıyor. Kendisine neler olduğunu bir türlü anlayamayan ve kimselere anlatamayan Carol evde şeytanlarıyla başbaşa kalıyor ve deliliği onu katil olmaya kadar sürüklüyor. İzleyicilerin istisnasız tümünde acıma hissi uyandıran genç ve güzel Carol’ın bu hallere düşmesinin nedeni ise filmin sonlarına doğru açıklanıyor.

Repulsion Fragmanı:

 4. Modern Times/Modern Zamanlar – 1936 (IMDB Notu: 8.6)

Sessiz filmlerin ünlü oyuncusu Charlie Chaplin’in sosyalist yönü pek az kişi tarafından bilinir. Chaplin’in bu önemli özelliğini tespit etmek ise klasik filmler arasında yer alan Modern Times ve The Great Dictator filmlerini izlemek yeterli olacaktır. Chaplin bu toplum dostu filmlerinin ardından maalesef toplum düşmanı ilan edilmiş ve Amerika’dan sınırdışı edilmiştir.

Modern Times; kapitalist sisteme en sağlam eleştirilerden birini getiren kült filmler arasındadır. Böyle bir konuyu sessiz bir filmde izlemek ise takdir edilmemesi imkansız bir başarıdır. Aynı zamanda Modern Times; efsane Şarlo karakterinin ağzından ses çıkan tek filmdir. Konuşmak demiyoruz, çünkü Şarlo bu filmde konuşmamış, şarkı söylemiştir. Modern Times’da bir fabrika işçisini canlandıran Chaplin; kapitalist sistemin ve çarpık sanayileşmenin genel olarak toplum ve özelde ücretli işçiler üzerindeki yıpratıcı etkilerini başarıyla işlemiştir.

Modern Times Fragmanı:

5. 12 Angry Men/12 Kızgın Adam – 1957 (IMDB Puanı: 8.9)

Usta aktör Henry Fonda’nın oynadığı pek çok klasik film içinde en ünlüsü olan 12 Angry Men; inanılmaz bir adalet eleştirisi filmi olma özelliğine sahip. Senaryosu bir tiyatro oyunundan uyarlanmış olan film tek bir mekanda; mahkeme jürisini oluşturan ve birbirlerini tanımayan 12 adamın karar vermek için görüştükleri odada geçiyor.

Babasını öldürmekle yargılanan genç bir çocuğun suçlu olduğuna bir kişi hariç tüm jüri emindir. Yalnızca Henry Fonda’nın oynadığı karakter karara şerh koyar ve tartışılmasını ister. Yıllar geçse de izlenmeye devam eden kült film; jüri üyelerinin kavgaya varan tartışmalarıyla devam eder. Olayda şüpheli bir yön görmeyen jüri üyelerinin kimi akşam yemeğine yetişmek, kimi ise bir futbol maçını izlemek için evine dönmek istemektedir. Bir gencin düşüncesizce mahkum edilmesinin bu günlük telaşlardan çok daha önemli olduğunu ise onlara birinin hatırlatması gerekecektir. Film; adalet kavramı ve çeşitli insan karakterleri üzerine yaptığı göndermelerle klasik film etiketini kesinlikle hak ediyor.

12 Angry Men Fragmanı:

6. The Grapes of Wrath/Gazap Üzümleri – 1940 (IMDB Puanı: 8.2)

Dünyaca ünlü yazar John Steinback’in Nobel ödüllü romanından aynı isimle uyarlanan Grapes of Wrath; Henry Fonda’nın klasik filmler arasına giren bir başka sinema eseri. Fonda bu filmde de başrolde yer alıyor.

Romanını da, filmini de yılların eskitemediği film; kült filmler arasına girmesini yalnızca Henry Fonda’nın yeteneğine ve ününe borçlu değil. Gücünü aldığı yazılı eserin senaryoya başarılı bir şekilde yansıtılmış olması ve filmin atmosferi göz ardı edilemeyecek etkenler. Hapisten çıkan bir gencin hemen hemen hiçbir şeyin bıraktığı gibi olmadığını görerek ailesini aramaya çıkmasıyla başlayan film ailenin yaşadığı olaylarla ilerliyor. Günümüz aileleri aksine birbirlerini seven ve kenetli halde yaşayan, kadın erkek özverili bireylerden oluşan bu aile dönemin yıpratıcı fiziksel ve psikolojik koşulları altında bu özelliklerini korumaya çalışıyorlar.

Grapes of Wrath Fragmanı:

7. Anatomy of A Murder/Bir Cinayetin Anatomisi – 1959 (IMDB Puanı: 8.1)

Tek mekanda geçen filmlerin sıkıcı oldukları görüşü çoğu sinema izleyicisince kabul görmüştür. Ancak oldukça eski bir film olmasına rağmen; (12 Angry Men gibi) Anatomy Of A Murder bu konuda bir istisnadır. Anatomy Of A Murder; adaletin kişilerden ve koşullardan ne kadar etkilenebileceğini, yanıltılıp yanıltılamayacağını ve belki de doğru ve yanlış kavramlarını oldukça başarılı biçimde ve seyirciyi sıkmadan sorgular. Yarısından çoğu tek mekanda geçen bir mahkeme filmi olan ve klasik filmler arasında adı her zaman anılan filmin oyuncuları arasında James Stewart ve Lee Remick de yer almışlardır.

Film başlı başına kült filmler içinde olmayı hak etmesine ve müthiş bir film olmasına rağmen yayınlandığı günlerden itibaren 12 Angry Men’le karşılaştırılmıştır. Ancak bizim önerimiz iki filmi de önyargısızca izlemeniz yönünde.

Anatomy Of A Murder Fragmanı:

8. Battleship Potempkin/Potempkin Zırhlısı – 1925 (IMDB Notu: 8.0)

Hiçbir sanat dalının eleştirisinin tamamen nesnel olması mümkün değildir. Eleştiri yaşanan ülke, yaş, eğitim durumu, hatta anlık duygusal durum gibi pek çok nedenden etkilenir. Ancak eleştirmenlerin görevi işlerini yaparken bu önyargılarından alabildiğine sıyrılmaktır. Günümüzde sinema konusunda sözü geçen eleştirmenler genellikle Amerika veya Avrupa ülkelerinden olduklarından; aslında klasik filmler alanında pek çok değerli eser vermiş Sovyet sinemasının pek çok eseri hak ettiği değeri görmemektedir. Ancak Battleship Potempkin; belki de onu kült filmler arasında saymamak komik olacağından bu makus kaderden kaçınabilmiş nadir filmlerdendir. Filmin yönetmeni usta Sovyet yönetmen Sergei Eisenstein’dır.

Öncelikle Battleship Potempkin’in siyah beyaz bir film olduğunu belirtelim. Filmin bir propoganda filmi olduğunu inkar etmek çok zordur. Ancak Battleship Potempkin; savunduğu görüşü kimi sinema eseri gibi viral veya sübliminal mesajlarla değil, göğsünü gere gere vermeyi tercih etmiştir. Film kullandığı metaforlarla da kurgu sineması adına bir devrim niteliğini taşımaktadır. Bir savaş gemisinde zor durumda kalan askerlerin korkularını ve ardından ayaklanmalarını anlatan film Çarlık Rusyası’ndan Sovyet Rusya’ya geçiş sürecindeki Sovyet halkının başarılı bir modellemesini sunmaktadır.

Battleship Potempkin fragmanı:

9. Mary Poppins – 1964 (IMDB Puanı: 7.7)

Çoğumuz Mary Poppins karakterini kitaplardan tanırız. Ancak bu etkileyici ve öğretici kitabın klasik filmler kategorisine giren bir filmi de vardır. Çocuklara yönelik filmlerin kült filmler arasına girdiğine pek rastlanmasa da Mary Poppins ustalıkla yazılmış romanlardan da aldığı güçle bunu başarmıştır.

Film tüm öyküyü sınırlı süresine sığdıramamış olsa da kitapla hemen hemen paralel gitmeyi ve kitabın mesajını sahnelerine yedirmeyi başarmıştır. Tüm zamanların çizgi ve animasyon devi olan Walt Disney’in prodüktörlüğü filmi daha da etkileyici kılmıştır. Fantastik güçlere sahip biraz kendini beğenmiş ve sert olan ancak içi çocuk sevgisiyle dolu bir dadıyla bakıcılıklarını üstlendiği iki kardeşin maceralarını konu alan film her yaş grubu tarafından keyifle izlenebilir.

Mary Poppins Fragmanı:

10. Murder On The Orient Express/Doğu Ekspresinde Cinayet – 1974 (IMDB Puanı: 7.3)

Agatha Christie’nin yarattığı ünlü dedektif Hercule Poirot’un maceraları pek çok kez filme çekilmiş, hatta bir kısmı dizi halinde de yayınlanmıştır. Ancak Christie’nin eserlerinin sinema uyarlamaları arasında kült filmler arasına girmeyi başaran tek film Murder On The Orient Express olmuştur. Filmin ilgi çekici bir yönü de ilk dakikalarında pek gerçekçi olmasa da ülkemize ait sahneler içermesidir. Bunun nedeni sözü edilen Doğu Ekspresi’nin kalkış durağının İstanbul olmasıdır.

Filmde Hercule Poirot; bir trende gerçekleşen bir cinayeti çözmeye çalışacaktır. Baştan sona merakı canlı tutan öğelerle örülü olan filmin bu özelliği klasik filmler arasında yer almasının en önemli sebeplerindendir.

Murder On The Orient Express Fragmanı:

20 küsür yaşında ve öğrenci, sosyal medyayı yarı aktif kullanıyor. Kültür-sanat konularında yazmayı seviyor. Hayali akademisyen olmak. Blog | Facebook | Twitter

Devamını Oku
Yorum

Aygıtlar

Commodore 64’ün Ufaltılmış Versiyonu C64 Mini Yayınlanıyor!

Dünya’nın en çok satan ev bilgisayarı yeniden doğuyor! C64, ilk yayınlandığı tarih olan 1982 yılından tam 35 yıl sonra C64 Mini adı ile tekrar doğuyor.

Eklenme Tarihi

-

Yazar:

Dünya’nın en çok satan ev bilgisayarı yeniden doğuyor! 1980’lere ve ülkemizde 1990’lara damgasını vuran efsanevi ev bilgisayarı Commodore 64, ilk yayınlandığı tarih olan 1982 yılından tam 35 yıl sonra C64 Mini adı ile tekrar doğuyor.

Boyut olarak 1982’de üretilen ilk Commodore 64’e oranla %50 küçültülmüş C64 Mini, tam olarak 64 tane lisanslı oyun ile, klasik bir Joystick ve tüm modern TV’lere bağlayıp kullanabilmemiz için HDMI kablo ile birlikte sunulmakta. Ayrıca oyunlara kayıt etme özelliği, 2 tane USB girişi ile birlikte gelmekte ki bu USB girişlerini gerçek bir klavye ve ikinci bir Joystick için kullanabileceğiz.

C64 Mini Kutusu

C64 Mini Kutusu

Ayrıca C64 Mini’nin işletim sistemi klasik Commodore 64 ile aynı şekilde tasarlanmış ve yine Commodore 64 ile yapılabilen tüm işlevleri görmekte. Görüntü kalitesi ise klasik Commodore 64’e göre çok daha iyi. Ayrıca nostaljiyi tam anlamıyla yaşamak isteyenler için CRT özelliği de açıklanan özellikler arasında. 2018 yılının ilk aylarında satışa sunulması beklenen ve tavsiye edilen perakende satış fiyatı 69.99$ olan C64 Mini’nin içerisinde lisanslı şekilde sunulacak efsanevi oyunların tam listesi ise şu şekilde;

  • AlleyKat
  • Anarchy
  • Armalyte: Competition Edition
  • Avenger, Battle Valley
  • Bounder, California Games
  • Chip’s Challenge
  • Confuzion
  • Cosmic Causeway: Trailblazer II
  • Creatures
  • Cyberdyne Warrior
  • Cybernoid II: The Revenge
  • Cybernoid: The Fighting Machine
  • Deflektor
  • Everyone’s A Wally
  • Firelord
  • Gribbly’s Day Out
  • Hawkeye
  • Heartland
  • Herobotix
  • Highway Encounter
  • Hunter’s Moon
  • Hysteria
  • Impossible Mission
  • Impossible Mission II
  • Insects In Space
  • Mega-Apocalypse
  • Mission A.D
  • Monty Mole
  • Monty on the Run
  • Nebulus
  • Netherworld
  • Nobby the Aardvark
  • Nodes Of Yesod
  • Paradroid
  • Pitstop II
  • Rana Rama
  • Robin Of The Wood
  • Rubicon
  • Skate Crazy
  • Skool Daze
  • Slayer
  • Snare
  • Speedball
  • Speedball II: Brutal Deluxe
  • Spindizzy
  • Star Paws
  • Steel
  • Stormlord
  • Street Sports Baseball
  • Summer Games II
  • Super Cycle
  • Temple of Apshai Trilogy
  • The Arc Of Yesod
  • Thing Bounces Back
  • Thing on a Spring
  • Trailblazer
  • Uchi Mata
  • Uridium
  • Who Dares Wins II
  • Winter Games
  • World Games
  • Zynaps
C64 Mini Lisanslı Oyun Listesi

C64 Mini Lisanslı Oyun Listesi

Ayrıca yukarıdaki oyunların kullanım klavuzları da C64 Mini ile birlikte sunulacak. Tam çıkış tarihinin 2018 yılının ilk günlerin de açıklanması beklenen ve benim gibi çocukluk yıllarında bu efsanevi bilgisayara sahip olma şansına erişmiş retro tutkunlarının büyük bir heyecan ile karşılayacağını umduğum bu haberi paylaşmaktan ötürü ayrı bir mutluluk duyduğumu da belirtmem gerekiyor.

C64 Mini Tanıtım Videosu

Kaynak

Devamını Oku

Astroloji

“Dünyayı Kovalar Kurtaracak” Demek İçin 11 Sebep

Gelelim canımız bir tanemiz kovalara! Özgürlük kraliçelerine ve krallarına! Dünyayı sizce de kova burcuna ait olanlar kurtarmayacak mı?

Nihal Can

Eklenme Tarihi

-

Yazar:

"Dünyayı Kovalar Kurtaracak" Demek İçin 11 Sebep
Fotoğraf: Casey Horner - Unsplash

Nasıl seviyorsam burcumu Nasa’nın yeni burç takvimine bakmadım bile. Ben gidip dövmesini yaptırmışım omzuma, şimdi çocuklar hastanede karışmıs gibi nasıl düzelteyim. Hem yükselenim de Kova benim, kabul etmiyorum direniyorum. Bence NASA’nın açıklamasını sadece akrepler dikkate almalı. Burçlarını değiştirmeleri için müthiş bir fırsat :).

Gelelim canımız bir tanemiz kovalara!
Özgürlük kraliçelerine ve krallarına!

 

1. Özgürüz!

Kova burcu için özgürlük yaşamın değişmeyen tek kuralıdır. Kova olduğumuz için çok şanslıyız arkadaşlar, çok havalıyız. Kimseye boyun eğmiyoruz, mesajıma neden cevap vermedin sorusu bile erkek/kız arkadaşımızla ilişkimize son vermemiz için yeterli bir sebep. Hatta küçük yaşlarımızda özgürlüğümüze bir kısıtlama getirildiğinde ki ailemizce bunun adı ‘yasak’ oluyor, tırnaklarımızı çıkarabiliyoruz, rest çekebiliyoruz. İnadımdan mutfakta iki gün uyumuşluğum var benim. Yani aslında başka burçların ergenliği bizim karakterimiz. Kovalar 7’sinde neyse 70’inde de odur. Değiştiremezsiniz zorlamayın.
 

2. Gururluyuz!

Gurur derken “ilk o arasın gururu” değil tabi, sevdiklerimize ve değer verdiklerimize sonsuz tolerans gösterebiliriz. Mesela canım dediğimiz canımızı alabilir, hiç sorun değil. Ama yeni tanımaya başladığımız insanlara karşı son derece soğuk davranabiliriz, mesafeliyizdir. Bu da iş hayatında ve özel hayatta ayakta kalma gücümüzü sağlayan bir özelliğimizdir. Birileri canını yaktığında çemkiren, düşünmeden paylaşımlar yapan, ona küçük mesajlar gönderen bir kova görmedim, kova intikam almak için bile uğraşmaz çünkü eğlenmenin değerini bilir. Ağlaması gereken dakikalarda mutlaka bir yerlerde dans ediyordur.
 

3. Yardımseveriz!

Bu konuda konuşmak beni rahatsız ediyor, sanırım hayattaki en iyi duruşumuz yardımseverliğimiz. Anlamsız bir şekilde her an herkese yardımcı olabilmek ve insanların yüzlerini güldürmek amacıyla doğmuşuz. Hak eden var, hak etmeyen var ama kovalar için emin olun bu da hiç önemli değil. Yaptıkları iyiliklerden bahsedildiğinde konuyu değiştirmeye çalışırlar, utanırlar. Övgü sevmezler, öyle ki “bugün çok şıksın”, “çok güzelsin” cümleleri bile onları utandırmak ve konuyu değiştirmek için yeterli bir sebeptir.
 

4. Önsezilerimiz var!

Kova burcu olarak doğmak yetmezmiş gibi bir de önsezilerimiz var ki sormayın. Hemen hemen her şeyi hissederiz. İnsan sarrafıyız demiyorum ama iyi-kötü bütün insanları ilk görüşte çözebiliyoruz, olacakları önceden hissediyoruz ve önlemimizi alıyoruz. Kalp gözümüz açık bizim arkadaşlar.
 

5. Doğuştan Pop Starız !

Dünya eğlenmek ve gülmek, mümkünse bol bol dans edip, gezmek, keşfetmek ve sanat için var. Sosyaliz, girdiğimiz tüm ortamlarda görüşlerimizle dikkat çekeriz, ve hep aranan ve fikri alınan kişileriz. Ortamların, enerjisi hiç tükenmeyen insanlarıyız, pozitifiz, yapıcıyız ve her zaman sahne önünde olmalıyız. Sahne önünde olmayı çok severiz çünkü doğuştan starız.
 

6. Sadığız!

Benim en sevdiğim ikinci özelliğimiz; sadakatimiz. Sorgulanamaz bile. Sahip olduğumuz, ait olduğumuz değil, değer verdiğimiz, değer gördüğümüz herkese ve her şeye karşı sonsuz bir sadakatimiz var bizim. “Yolda bulduklarımızı yola çıktıklarımıza değişmeyiz”.
 

7. Sadece sevginin kölesiyiz!

Bizim için maddi değerlerin hiçbir anlamı yok. Para paradır ve bizim için bir kağıt parçasıdır. Önemli olan maneviyattır. Sevgi, dostluk, yardım bizim için önemlidir çünkü dünyayı sevginin kurtaracağını biliriz. Sadece dostluğum egemen olduğu bir dünya özlemi çekiyoruz.
 

8. Hümanistiz!

İnsanları severiz ve dünyadaki hiçbir şeyin canlıdan daha önemli olmadığını biliriz. Bu yüzden çoğu zaman kurallara karşı çıkarız, savaşlara karşıyız, doğayı, insanı, hayvanı o kadar çok severiz ki sonsuza kadar bir arada kalmalı ve birbirimize destek olmalıyız, özgür kalmalıyız.
 

9. Canlıların Hepsini Önemseriz!

Daha o kadar çok özelliğimiz var ki, kurallardan nefret ediyoruz. Hayvanlara ve doğaya da insanlar gibi saygı duymamız gerektiğini düşünürüz. Dünyadaki iyileştirici tek gücün sevgi olduğuna inanırız. Sistemin kölesi olmak yerine, daha makul, daha eşit bir sistem yaratmayı hayal ederiz. Her canlının özgürlüğünü savunuruz.
 

10. Sanat Olmazsa Olmazımız!

Şarkı söylemek, enstrüman çalmak, dans etmek ve sanatı hissetmek istiyoruz, sanatın bir parçası olmak istiyoruz.
 

11. Adiliz!

Haksızlıklara tepki olarak doğmuş devrimcileriz biz. En sevdiğimiz söz “iyi olmak kolaydır, zor olan adil olmak”tır. Her zaman adil olmaya çalışıyoruz, ırk, cinsiyet, ekonomik ya da kültürel ögelere bakmadan herkesin aynı olanaklara sahip olmasını istiyoruz.
 
Peki, Hiç Mi Kötü Özelliğimiz Yok?

Var ama çok az 🙂

Dik kafalıyız, unutkanız, derin duygulardan korkarız, inatçıyız, çoğu zaman anlaşılmazız, aykırı davranmaktan hoşlanırız, birdenbire ortadan kayboluruz .

Biz kovalar deliyiz ya da dâhiyiz; o ince çizgide gezeriz. Ama görürsünüz dünyayı bir kova kurtaracak. Dünyayı bir gün mutlaka SEVGİ kurtaracak.

Sevgiler Efendim.

Devamını Oku

Eğlence

Tüm Zamanların En Hüzünlü 10 Filmi

Tüm Zamanların En Hüzünlü 10 Filmi listemiz ile göz yaşlarınıza engel olamayacak, sinema’nın dram türünün, en hüzünlü örneklerine tanıklık edeceksiniz.

Eklenme Tarihi

-

Yazar:

Tüm Zamanların En Hüzünlü 10 Filmi

Kış ayları yaklaşırken, dışarıda yağan yağmurun huzurlu sesi ile birlikte sinema’nın büyülü dünyasına girmek özlemle beklediğimiz zamanların habercisidir. Drama ve romantik filmler ise bu zamanlarda oldukça fazla etki eder seyircisine. Biz de bu dönemi Tüm Zamanların En Hüzünlü 10 Filmi listesi ile taçlandırmak istedik ve listenin sonuna sizler için bir bonus film daha ekledik.

Aşağıdaki filmleri seyrederken yanınızda göz yaşlarınızı silmek için mendil bulundurmayı, yanında ağlamaktan utanacağız sevdikleriniz ile birlikte seyretmemeye özen göstermeyi ihmal etmeyin!

1. Requiem for a Dream (2000)

Film, uyuşturucu bağımlısı 4 karakteri anlatmaktadır. Hubert Selby’nin romanından uyarlanan trajik hikaye, ‘Black Swan’, ‘The Wrestler’, ‘Pi’ ve The Fountain gibi kült filmlere imza atmış Darren Aronofsky tarafından yönetilmiş; özellikle de Clint Mansell tarafından yapılan müzikleriyle hafızalara kazınmıştır.

2. Sophie’s Choice (1982)

İkinci dünya savaşı sırasında, Nazi toplama kampında acılı günler yaşayan Sophie’nin (Merly Streep) dramı… İki çocuk annesi olan Sophie, çocuklarının hayatını kurtarmak için zor bir tercih yapmak zorunda bırakılır. Bu zor seçimden sonra, kamptan kurtulmayı başaran Sophie için, zor günler bitmemiştir. Sonuçta çocuklarından birini kurtarabilirken diğerinin ölümüne engel olamayan kadını bunalımlı günler beklemektedir. William Styrun’un çok satan romanından uyarlanan filmde Merly Streep en iyi kadın oyuncu dalında oscar ve altın küre dahil yedi ödül kazanmıştır…

 

3. Boys Don’t Cry (1999)

Teena Brandon, kendisini bir erkek olarak hisseden yalnız bir kızdır. Bir gün saçını kestirir ve erkek olduğunu ispatlamak için bir bara gider. Daha sonra şehirden ayrılarak Falls City kasabasına yerleşir ve herkese kendini bir erkek olarak tanıtır. İsmini Brandon Teena olarak değiştirir ve fazla geçmeden kendine Lana adlı bir kız arkadaş bulur.

 

4. Philadelphia (1993)

Eşcinsel ve işinde başarılı bir avukatın (Tom Hanks) birgün AIDS virüsü taşıdığı fark edilip, çok geçmeden çalıştığı hukuk bürosundaki işine de sudan bir sebepten dolayı son verilir. Şirketin patronu ile arasının çok iyi olmasından dolayı buna çok şaşıran avukat, şirketi ve patronu aleyhine mahkemeye dava açmaya karar verir. Böylece AIDS kurbanı olan bir insanın toplum içindeki yerini sorgulayan bir dava da başlamış olur. Ve ona bu hukuk mücadelesinde arkadaşı (Denzel Washington) yardımcı olur.

 

5. The Green Mile (1999)

Mucizeler hiç beklemediğiniz yerlerde gerçekleşebilir, hatta Cold Mountain cezaevinin bir hücresinde bile. John Coffey, doğaüstü güçlere sahip bir mahkumdur. Tom Hanks ise bu hapishanede görevli bir gardiyandır.

Yeşil Yol, hastalık, ölüm, iyilik ve kötülük üzerine etkileyici bir öyküyle King’in güçlü kalemini ve Tom Hanks’ın oyunculuğunu birleştiren, duygu yüklü bir film. Yönetmen Darabont, romana sadık kalarak öykünün büyülü duygusallığını beyaz perdeye taşıyor. Bu film, dört dalda Oscar ödüllerine aday gösterilmişti.

 

6. Hotel Rwanda (2004)

Başrolünü Don Cheadle’ın oynadığı, üç dalda Oscar’a aday gösterilen Hotel Rwanda izlemesi zor, unutması daha da zor bir film.

Afrika’nın kalbinde küçücük bir ülke Ruanda. Uganda, Burundi, Kongo ve Tanzanya ile çevrili. Nüfusu 10 milyon. Tarihi acılarla bezeli. Çok değil, bundan 15 yıl önce, dünyanın bir kısmı yeni binyılın eşiğinde farazi kıyamet senaryolarıyla eğleşirken, Ruanda nüfusunun % 10’unu, tam bir milyon insanını 100 gün gibi kısa bir sürede soykırım vahşetine kurban verdi. Belçikalı sömürgecilerin marifetiyle Hutular ve Tutsiler diye iki uydurma etnik gruba bölünen ülke, üstelik Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün burnunun dibinde ve tüm dünya medyasının gözünün önünde yüzyılın en büyük cinnetini geçirdi ve kimsenin kılı bir kıpırdamadı. İşte Hotel Rwanda bu vahşetin, bu duyarsızlığın, bu lanetli tarihin öyküsünü anlatıyor. Ülkenin en lüks otelinde müdür yardımcısı olarak çalışan ve soykırım başladığında sadece kendi ailesini değil, tanıdığı, tanımadığı, 1200’den fazla yurttaşını korumak için tüm servetini ve bağlantılarını seferber eden Paul Rusesabagina bugün ülkesinde gerçek bir kahraman olarak anılıyor. En azından bazıları tarafından. Terry George’un filminin merkezine yerleştirdiği Rusesabagina’nın hikayesi kimi açılardan Spielberg imzalı Schindler’s List’i anımsatıyor.

 

7. Life Is Beautiful (1997)

1930’ların İtalya’sında Guido adındaki tasasız, kaygısız bir Yahudi kitapçı yakın bir şehirdeki güzel kadına kur yapıp onunla evlenerek bir peri masalı başlatır.

Guido ve karısının bir oğulları olur ve İtalya’yı Alman güçleri istila edene kadar birlikte mutluluk içinde yaşarlar. Ailesini bir arada tutabilmek ve oğlunun Yahudi toplama kamplarının dehşetinden elinden geldiğince uzak tutmak çabası ile Guida bu yıkımı bir oyun gibi gösterir. Bu oyunun kazanma ödülü ise bir tanktır…

Birbirine sevgiyle kenetlenmiş bir ailenin mutlaka izlenmesi gereken öyküsü… Bu filmi izledikten sonra hayata bakış açınız değişecek… Bir annenin ve özellikle de babanın akılalmaz mücadelesi!

 

8. City of Angels (1998)

Filmde Nicolas Cage, Los Angeles üzerinde gezinen ve kalp cerrahı Dr. Maggie Rice’la karşılaşan melek Seth’i canlandırıyor.

Dr. Rice, bir hastanın nedensiz bir şekilde ameliyat masasında kaybetmiş, kendine güveni altüst olmuştur. Seth, her ne kadar ölen hastaya yardım için orada olsa da, kendine güvenini tekrar kazanmasına yardım etmek istediği Maggie’den etkilenir. Maggie’in güvenini kazanmasını sağlarken ona aşık olur ve hep izleyip hiç yaşamadığı dünyevi hayata kavuşmanın yollarını aramaya başlar.

 

9. Roots (1977)

https://www.youtube.com/watch?v=EE0mOzkJWnM

Dizimiz Afrika’da başlıyor. Yağız bir delikanlı olan Kunta Kinte’nin hikayesi anlatılıyor. Davul yapmak için uygun kütük arayan Kunta Kinte, köle peşinde koşan Amerikalı avcılar tarafından yakalanıyor ve Amerika’ya götürülüyor. Burada açık artırmada çiftlik sahibi bir adama satılıyor.

Efendisinin kendisine verdiği yeni isim Toby ile çiftlik yaşamına atılıyor. Kunta ise daima özgür olarak yaşama planları yapıyor. Kaçış denemeleri yapıyor fakat yakalanıyor. Son kaçış denemesinde köle avcıları tarafından ayağını kesilmesiyle kaçış denemelerini artık sonlandırıyor. Çiftliğin aşçısı Bell ile yakınlaşıyorlar ve evleniyorlar. Kizzy adında bir kız çocukları oluyor. Ve Kunta Kinte’nin soyundan gelen birkaç jenerasyonunun başından geçen olaylar acısıyla, tatlısıyla bizlere aktarılıyor…

 

10. The Champ (1979)

Billy Flynn eski bir boks şampiyonuydu ama bütün dünya onu alkol ve kumara yenik düşmüş biri olarak görüyordu, küçük oğlu TJ hariç. O, babasının sakatlanarak boksu bırakmak zorunda kaldığını sanıyordu ve babası onun için her zaman ŞAMPİYON olarak kalacaktı.

Frances Marion’un yazdığı bu hikaye, 1931’de iki Akademi Ödülü birden kazandı ve yönetmen Franco Zeffirelli tararından güncelleştirilerek, John Voight, Faye Dunaway ve Ricky Schroder gibi yıldızlarla unutamayacağınız bir film oldu.

Bonus: In Love and War (1996)

Muhabir Ernest Hemingway 1. Dünya Savaşı esnasında İtalya’da ambülans şöförlüğü yapmaktadır. Hayatını görev esnasında tehlikeye atarken yaralanır ve gözlerini bir hastanede açar. Hemşiresi Agnes von Kurovsky ile aralarında tutkulu bir aşk başlar.

 

Tüm Zamanların En Hüzünlü 10 Filmi Hakkında

Film listeleri hazırlamak daima zordur ve büyük bir okuyucu kitlesi kendilerince çok daha önemli olan filmleri listede görmek ister. Bu doğrultuda sizi en çok ağlatan, bu listede var olan filmlerden çok daha hüzünlü olduğunu düşündüğünüz filmleri lütfen aşağıdaki yorum alanı üzerinden bizlerle ve okuyucularımızla paylaşın.

Tüm Zamanların En Hüzünlü 10 Filmi‘nin fragmanlarını YouTube üzerinde hazırladığımız Playlist üzerinden rahatlıkla tek bir ekrandan seyredebilirsiniz.

Son olarak Tüm Zamanların En Hüzünlü 10 Filmi‘nin film açıklamalarında DivXPlanet ve Beyaz Perde sitelerinden faydalandık.

İlginizi Çekebilecek Benzer Film Listelerimiz;

Devamını Oku

Popüler Makaleler