Sosyal Medya: Suç ve Ceza

Twitter sosyal platformunun Taksim Gezi Parkı eylemleri üzerindeki etkisi sosyal medya suçları konusunun gürültülü bir şekilde gündeme gelmesine yol açtı. Hükümet tarafından son 2-3 senedir üzerinde sürekli olarak konuşulan siber suçlar ile mücadele konusu bugünlerde daha da sık dile getiriliyor. Hükümet başta Twitter ve Facebook olmak üzere sosyal ağ sitelerine yaptırımlar getirmeye hazırlanıyor, fakat hem siber suç tanımı çok net değil, hem de internet ortamında denetim sağlamak pek kolay değil.

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ sosyal medyaya yasaklama getirmenin söz konusu olmadığını, bu tip mecralara belli kurallar getirmenin amaçlandığını söyledi. Bozdağ sosyal ağların özellikle son olaylarda yalan ve iftira üren bir silah haline geldiğini ve gerek sosyal ağlardan, gerekse başka kaynaklardan edilen hakaretlerle iftiraların, suçu ve suçluyu övmenin Türk hukuku açısından suç teşkil ettiğini belirtti. Emniyet güçlerinin Cumhuriyet savcılıklarının talimatları çerçevesinde sosyal platformlarda işlenen siber suçlar konusunda gereken bütün işlemleri yapacağını ekleyen Bozdağ bu alandaki suç ve ceza konusunda mevzuat eksiklikleri varsa bunların giderileceğini belirtti. Başbakan Yardımcısı sahte hesaplar açılmasının da önüne geçileceğini kaydetti.

Gezi Parkı olayları sonrasında siber suçlarla mücadele konusunu daha sık telaffuz etmeye başlayan hükümet ilk adım olarak Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı SOME(Siber Olaylara Müdahale Merkezi) adlı bir birim oluşturacak. Bu birim sosyal medya denetimi ve siber saldırılar dışında özel bilgilendirme ve bilinçlendirme yapmaktan da sorumlu olacak. Ayrıca orta ve uzun vadede siber güvenlik konusunda eğitimli çok sayıda insan kaynağı yetiştirilmesi planlanıyor. Hükümetin siber güvenlikle ilgili eylem planı sadece 2013-2014 yıllarını kapsıyor ve bu planın her sene tekrar güncellenmesi düşünülüyor. 29 maddeden oluşan planın detaylarından biri de Aralık 2014 itibariyle bir siber güvenlik sözlüğü oluşturulmasının düşünülmesi.

Bilişim hukuk uzmanı avukat Gökhan Ahi tarafından verilen bilgilere göre siber suçlar ile mücadele süreci için düşünülen ayrıntılar internet servis sağlayıcılar ile yer ve ortam sağlayıcıların süreç kapsamında yer almaması gibi çok önemli eksiklikler içeriyor. Eylem planıyla siber saldırılardan korunma yolları, bu konudan hangi kurumların sorumlu olacağı ve bu kurumların yükümlülükleri konusunda bir takvim de belirlenmiş oluyor. Kamu kurumları ile kamusal veritabanlarının korunma yöntemleri ve kurumlar arasında bu alanda gerçekleşecek olan işbirliğinin belirlenmesi de planın hedefleri arasında yer alıyor. Ahi’ye göre sürecin yalnızca ve bütünüyle kamu kurumlarına bırakılmaması, özel sektörün siber saldırı konusundaki bilgi ve tecrübelerinden de faydalanılması gerekiyor. Emniyet’teki mevcut birimlerin ilgi alanı işlenmiş suçlarken, SOME gibi yeni oluşumların siber saldırılara engel olmaya ve kanıt toplamaya yönelik çalışmalar yapacağı ifade ediliyor.


Hukukçulara göre sosyal medyada suç tanımı net olmayan, tartışmalı bir kavram ve internet ortamının % 100 denetim altında tutulması mümkün değil. İnternet ortamında ve sosyal medya platformları aracılığıyla yazılanların kim tarafından yazıldığının % 100 kanıtlanması kolay değil ve bu ortamda paylaşılan içerikler yasal tanımlara giren hakaret ve suç, isyana ve şiddet uygulamaya teşvik gibi unsurları içermiyorsa suç sayılmıyor. Nefret duygusu içeren söylemler de şiddet ile bağlantısı varsa cezalandırılabiliyor.

Muhalif içerikli olan yorumlar siber suçlar kapsamına girmiyor. İnternet ortamında paylaşılan ağır eleştiriler savcı veya hakimin takdirine bağlı olarak takipsizlik veya beraat kararıyla sonuçlanabiliyor. Asliye Hukuk Mahkemeleri davalarında bunun pek çok örneği yer alıyor. Türkiye’de temsilciliği olmayan Twitter gibi şirketler Türk makamlarına IP numarası vermiyor ve bu numara teknik yöntemlerle tespit edilse bile, soruşturmaya konu olan paylaşımın yapıldığı dakikada ortamda 1’den fazla kişi olması durumunda kesin suçlama yapılamıyor.


İnternet ortamı bolca sahte hesaplar da barındırdığından, herhangi bir suçlama yapılabilmesi için söz konusu sosyal paylaşım hesabının suçlanan kişiye ait olduğunun kanıtlanması gerekiyor. Duruma göre retweet yapmak da suçlanma sebebi oluyor. Halkı isyana teşvik ettiği kabul edilen bir tweet hiçbir yorum eklenmeksizin aynen retweet’lendiğinde kişinin o tweet’in içeriğine katıldığı kabul ediliyor ve bu da bir suç soruşturması açılmasına sebep olabiliyor.