Sosyal Medya Hesaplarımız

Eğlence

Tüm Zamanların En Hüzünlü 10 Filmi

Tüm Zamanların En Hüzünlü 10 Filmi listemiz ile göz yaşlarınıza engel olamayacak, sinema’nın dram türünün, en hüzünlü örneklerine tanıklık edeceksiniz.

Eklenme Tarihi

-

Tüm Zamanların En Hüzünlü 10 Filmi

Kış ayları yaklaşırken, dışarıda yağan yağmurun huzurlu sesi ile birlikte sinema’nın büyülü dünyasına girmek özlemle beklediğimiz zamanların habercisidir. Drama ve romantik filmler ise bu zamanlarda oldukça fazla etki eder seyircisine. Biz de bu dönemi Tüm Zamanların En Hüzünlü 10 Filmi listesi ile taçlandırmak istedik ve listenin sonuna sizler için bir bonus film daha ekledik.

Aşağıdaki filmleri seyrederken yanınızda göz yaşlarınızı silmek için mendil bulundurmayı, yanında ağlamaktan utanacağız sevdikleriniz ile birlikte seyretmemeye özen göstermeyi ihmal etmeyin!

1. Requiem for a Dream (2000)

Film, uyuşturucu bağımlısı 4 karakteri anlatmaktadır. Hubert Selby’nin romanından uyarlanan trajik hikaye, ‘Black Swan’, ‘The Wrestler’, ‘Pi’ ve The Fountain gibi kült filmlere imza atmış Darren Aronofsky tarafından yönetilmiş; özellikle de Clint Mansell tarafından yapılan müzikleriyle hafızalara kazınmıştır.

2. Sophie’s Choice (1982)

İkinci dünya savaşı sırasında, Nazi toplama kampında acılı günler yaşayan Sophie’nin (Merly Streep) dramı… İki çocuk annesi olan Sophie, çocuklarının hayatını kurtarmak için zor bir tercih yapmak zorunda bırakılır. Bu zor seçimden sonra, kamptan kurtulmayı başaran Sophie için, zor günler bitmemiştir. Sonuçta çocuklarından birini kurtarabilirken diğerinin ölümüne engel olamayan kadını bunalımlı günler beklemektedir. William Styrun’un çok satan romanından uyarlanan filmde Merly Streep en iyi kadın oyuncu dalında oscar ve altın küre dahil yedi ödül kazanmıştır…

 

3. Boys Don’t Cry (1999)

Teena Brandon, kendisini bir erkek olarak hisseden yalnız bir kızdır. Bir gün saçını kestirir ve erkek olduğunu ispatlamak için bir bara gider. Daha sonra şehirden ayrılarak Falls City kasabasına yerleşir ve herkese kendini bir erkek olarak tanıtır. İsmini Brandon Teena olarak değiştirir ve fazla geçmeden kendine Lana adlı bir kız arkadaş bulur.

 

4. Philadelphia (1993)

Eşcinsel ve işinde başarılı bir avukatın (Tom Hanks) birgün AIDS virüsü taşıdığı fark edilip, çok geçmeden çalıştığı hukuk bürosundaki işine de sudan bir sebepten dolayı son verilir. Şirketin patronu ile arasının çok iyi olmasından dolayı buna çok şaşıran avukat, şirketi ve patronu aleyhine mahkemeye dava açmaya karar verir. Böylece AIDS kurbanı olan bir insanın toplum içindeki yerini sorgulayan bir dava da başlamış olur. Ve ona bu hukuk mücadelesinde arkadaşı (Denzel Washington) yardımcı olur.

 

5. The Green Mile (1999)

Mucizeler hiç beklemediğiniz yerlerde gerçekleşebilir, hatta Cold Mountain cezaevinin bir hücresinde bile. John Coffey, doğaüstü güçlere sahip bir mahkumdur. Tom Hanks ise bu hapishanede görevli bir gardiyandır.

Yeşil Yol, hastalık, ölüm, iyilik ve kötülük üzerine etkileyici bir öyküyle King’in güçlü kalemini ve Tom Hanks’ın oyunculuğunu birleştiren, duygu yüklü bir film. Yönetmen Darabont, romana sadık kalarak öykünün büyülü duygusallığını beyaz perdeye taşıyor. Bu film, dört dalda Oscar ödüllerine aday gösterilmişti.

 

6. Hotel Rwanda (2004)

Başrolünü Don Cheadle’ın oynadığı, üç dalda Oscar’a aday gösterilen Hotel Rwanda izlemesi zor, unutması daha da zor bir film.

Afrika’nın kalbinde küçücük bir ülke Ruanda. Uganda, Burundi, Kongo ve Tanzanya ile çevrili. Nüfusu 10 milyon. Tarihi acılarla bezeli. Çok değil, bundan 15 yıl önce, dünyanın bir kısmı yeni binyılın eşiğinde farazi kıyamet senaryolarıyla eğleşirken, Ruanda nüfusunun % 10’unu, tam bir milyon insanını 100 gün gibi kısa bir sürede soykırım vahşetine kurban verdi. Belçikalı sömürgecilerin marifetiyle Hutular ve Tutsiler diye iki uydurma etnik gruba bölünen ülke, üstelik Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün burnunun dibinde ve tüm dünya medyasının gözünün önünde yüzyılın en büyük cinnetini geçirdi ve kimsenin kılı bir kıpırdamadı. İşte Hotel Rwanda bu vahşetin, bu duyarsızlığın, bu lanetli tarihin öyküsünü anlatıyor. Ülkenin en lüks otelinde müdür yardımcısı olarak çalışan ve soykırım başladığında sadece kendi ailesini değil, tanıdığı, tanımadığı, 1200’den fazla yurttaşını korumak için tüm servetini ve bağlantılarını seferber eden Paul Rusesabagina bugün ülkesinde gerçek bir kahraman olarak anılıyor. En azından bazıları tarafından. Terry George’un filminin merkezine yerleştirdiği Rusesabagina’nın hikayesi kimi açılardan Spielberg imzalı Schindler’s List’i anımsatıyor.

 

7. Life Is Beautiful (1997)

1930’ların İtalya’sında Guido adındaki tasasız, kaygısız bir Yahudi kitapçı yakın bir şehirdeki güzel kadına kur yapıp onunla evlenerek bir peri masalı başlatır.

Guido ve karısının bir oğulları olur ve İtalya’yı Alman güçleri istila edene kadar birlikte mutluluk içinde yaşarlar. Ailesini bir arada tutabilmek ve oğlunun Yahudi toplama kamplarının dehşetinden elinden geldiğince uzak tutmak çabası ile Guida bu yıkımı bir oyun gibi gösterir. Bu oyunun kazanma ödülü ise bir tanktır…

Birbirine sevgiyle kenetlenmiş bir ailenin mutlaka izlenmesi gereken öyküsü… Bu filmi izledikten sonra hayata bakış açınız değişecek… Bir annenin ve özellikle de babanın akılalmaz mücadelesi!

 

8. City of Angels (1998)

Filmde Nicolas Cage, Los Angeles üzerinde gezinen ve kalp cerrahı Dr. Maggie Rice’la karşılaşan melek Seth’i canlandırıyor.

Dr. Rice, bir hastanın nedensiz bir şekilde ameliyat masasında kaybetmiş, kendine güveni altüst olmuştur. Seth, her ne kadar ölen hastaya yardım için orada olsa da, kendine güvenini tekrar kazanmasına yardım etmek istediği Maggie’den etkilenir. Maggie’in güvenini kazanmasını sağlarken ona aşık olur ve hep izleyip hiç yaşamadığı dünyevi hayata kavuşmanın yollarını aramaya başlar.

 

9. Roots (1977)

https://www.youtube.com/watch?v=EE0mOzkJWnM

Dizimiz Afrika’da başlıyor. Yağız bir delikanlı olan Kunta Kinte’nin hikayesi anlatılıyor. Davul yapmak için uygun kütük arayan Kunta Kinte, köle peşinde koşan Amerikalı avcılar tarafından yakalanıyor ve Amerika’ya götürülüyor. Burada açık artırmada çiftlik sahibi bir adama satılıyor.

Efendisinin kendisine verdiği yeni isim Toby ile çiftlik yaşamına atılıyor. Kunta ise daima özgür olarak yaşama planları yapıyor. Kaçış denemeleri yapıyor fakat yakalanıyor. Son kaçış denemesinde köle avcıları tarafından ayağını kesilmesiyle kaçış denemelerini artık sonlandırıyor. Çiftliğin aşçısı Bell ile yakınlaşıyorlar ve evleniyorlar. Kizzy adında bir kız çocukları oluyor. Ve Kunta Kinte’nin soyundan gelen birkaç jenerasyonunun başından geçen olaylar acısıyla, tatlısıyla bizlere aktarılıyor…

 

10. The Champ (1979)

Billy Flynn eski bir boks şampiyonuydu ama bütün dünya onu alkol ve kumara yenik düşmüş biri olarak görüyordu, küçük oğlu TJ hariç. O, babasının sakatlanarak boksu bırakmak zorunda kaldığını sanıyordu ve babası onun için her zaman ŞAMPİYON olarak kalacaktı.

Frances Marion’un yazdığı bu hikaye, 1931’de iki Akademi Ödülü birden kazandı ve yönetmen Franco Zeffirelli tararından güncelleştirilerek, John Voight, Faye Dunaway ve Ricky Schroder gibi yıldızlarla unutamayacağınız bir film oldu.

Bonus: In Love and War (1996)

Muhabir Ernest Hemingway 1. Dünya Savaşı esnasında İtalya’da ambülans şöförlüğü yapmaktadır. Hayatını görev esnasında tehlikeye atarken yaralanır ve gözlerini bir hastanede açar. Hemşiresi Agnes von Kurovsky ile aralarında tutkulu bir aşk başlar.

 

Tüm Zamanların En Hüzünlü 10 Filmi Hakkında

Film listeleri hazırlamak daima zordur ve büyük bir okuyucu kitlesi kendilerince çok daha önemli olan filmleri listede görmek ister. Bu doğrultuda sizi en çok ağlatan, bu listede var olan filmlerden çok daha hüzünlü olduğunu düşündüğünüz filmleri lütfen aşağıdaki yorum alanı üzerinden bizlerle ve okuyucularımızla paylaşın.

Tüm Zamanların En Hüzünlü 10 Filmi‘nin fragmanlarını YouTube üzerinde hazırladığımız Playlist üzerinden rahatlıkla tek bir ekrandan seyredebilirsiniz.

Son olarak Tüm Zamanların En Hüzünlü 10 Filmi‘nin film açıklamalarında DivXPlanet ve Beyaz Perde sitelerinden faydalandık.

İlginizi Çekebilecek Benzer Film Listelerimiz;

1999 yılından bu yana profesyonel olarak tasarım ile uğraşmakta ve kullanıcı arayüzü tasarımı konusunda yoğun çalışmalar yapmakta. Yazılı ve görsel basında bir çok çalışması yayınlanan Tekmen'in en büyük tutkusu okumak, yazmak ve üretmektir.

Devamını Oku
Yorum

Aygıtlar

Commodore 64’ün Ufaltılmış Versiyonu C64 Mini Yayınlanıyor!

Dünya’nın en çok satan ev bilgisayarı yeniden doğuyor! C64, ilk yayınlandığı tarih olan 1982 yılından tam 35 yıl sonra C64 Mini adı ile tekrar doğuyor.

Eklenme Tarihi

-

Yazar:

Dünya’nın en çok satan ev bilgisayarı yeniden doğuyor! 1980’lere ve ülkemizde 1990’lara damgasını vuran efsanevi ev bilgisayarı Commodore 64, ilk yayınlandığı tarih olan 1982 yılından tam 35 yıl sonra C64 Mini adı ile tekrar doğuyor.

Boyut olarak 1982’de üretilen ilk Commodore 64’e oranla %50 küçültülmüş C64 Mini, tam olarak 64 tane lisanslı oyun ile, klasik bir Joystick ve tüm modern TV’lere bağlayıp kullanabilmemiz için HDMI kablo ile birlikte sunulmakta. Ayrıca oyunlara kayıt etme özelliği, 2 tane USB girişi ile birlikte gelmekte ki bu USB girişlerini gerçek bir klavye ve ikinci bir Joystick için kullanabileceğiz.

C64 Mini Kutusu

C64 Mini Kutusu

Ayrıca C64 Mini’nin işletim sistemi klasik Commodore 64 ile aynı şekilde tasarlanmış ve yine Commodore 64 ile yapılabilen tüm işlevleri görmekte. Görüntü kalitesi ise klasik Commodore 64’e göre çok daha iyi. Ayrıca nostaljiyi tam anlamıyla yaşamak isteyenler için CRT özelliği de açıklanan özellikler arasında. 2018 yılının ilk aylarında satışa sunulması beklenen ve tavsiye edilen perakende satış fiyatı 69.99$ olan C64 Mini’nin içerisinde lisanslı şekilde sunulacak efsanevi oyunların tam listesi ise şu şekilde;

  • AlleyKat
  • Anarchy
  • Armalyte: Competition Edition
  • Avenger, Battle Valley
  • Bounder, California Games
  • Chip’s Challenge
  • Confuzion
  • Cosmic Causeway: Trailblazer II
  • Creatures
  • Cyberdyne Warrior
  • Cybernoid II: The Revenge
  • Cybernoid: The Fighting Machine
  • Deflektor
  • Everyone’s A Wally
  • Firelord
  • Gribbly’s Day Out
  • Hawkeye
  • Heartland
  • Herobotix
  • Highway Encounter
  • Hunter’s Moon
  • Hysteria
  • Impossible Mission
  • Impossible Mission II
  • Insects In Space
  • Mega-Apocalypse
  • Mission A.D
  • Monty Mole
  • Monty on the Run
  • Nebulus
  • Netherworld
  • Nobby the Aardvark
  • Nodes Of Yesod
  • Paradroid
  • Pitstop II
  • Rana Rama
  • Robin Of The Wood
  • Rubicon
  • Skate Crazy
  • Skool Daze
  • Slayer
  • Snare
  • Speedball
  • Speedball II: Brutal Deluxe
  • Spindizzy
  • Star Paws
  • Steel
  • Stormlord
  • Street Sports Baseball
  • Summer Games II
  • Super Cycle
  • Temple of Apshai Trilogy
  • The Arc Of Yesod
  • Thing Bounces Back
  • Thing on a Spring
  • Trailblazer
  • Uchi Mata
  • Uridium
  • Who Dares Wins II
  • Winter Games
  • World Games
  • Zynaps
C64 Mini Lisanslı Oyun Listesi

C64 Mini Lisanslı Oyun Listesi

Ayrıca yukarıdaki oyunların kullanım klavuzları da C64 Mini ile birlikte sunulacak. Tam çıkış tarihinin 2018 yılının ilk günlerin de açıklanması beklenen ve benim gibi çocukluk yıllarında bu efsanevi bilgisayara sahip olma şansına erişmiş retro tutkunlarının büyük bir heyecan ile karşılayacağını umduğum bu haberi paylaşmaktan ötürü ayrı bir mutluluk duyduğumu da belirtmem gerekiyor.

C64 Mini Tanıtım Videosu

Kaynak

Devamını Oku

Astroloji

“Dünyayı Kovalar Kurtaracak” Demek İçin 11 Sebep

Gelelim canımız bir tanemiz kovalara! Özgürlük kraliçelerine ve krallarına! Dünyayı sizce de kova burcuna ait olanlar kurtarmayacak mı?

Nihal Can

Eklenme Tarihi

-

Yazar:

"Dünyayı Kovalar Kurtaracak" Demek İçin 11 Sebep
Fotoğraf: Casey Horner - Unsplash

Nasıl seviyorsam burcumu Nasa’nın yeni burç takvimine bakmadım bile. Ben gidip dövmesini yaptırmışım omzuma, şimdi çocuklar hastanede karışmıs gibi nasıl düzelteyim. Hem yükselenim de Kova benim, kabul etmiyorum direniyorum. Bence NASA’nın açıklamasını sadece akrepler dikkate almalı. Burçlarını değiştirmeleri için müthiş bir fırsat :).

Gelelim canımız bir tanemiz kovalara!
Özgürlük kraliçelerine ve krallarına!

 

1. Özgürüz!

Kova burcu için özgürlük yaşamın değişmeyen tek kuralıdır. Kova olduğumuz için çok şanslıyız arkadaşlar, çok havalıyız. Kimseye boyun eğmiyoruz, mesajıma neden cevap vermedin sorusu bile erkek/kız arkadaşımızla ilişkimize son vermemiz için yeterli bir sebep. Hatta küçük yaşlarımızda özgürlüğümüze bir kısıtlama getirildiğinde ki ailemizce bunun adı ‘yasak’ oluyor, tırnaklarımızı çıkarabiliyoruz, rest çekebiliyoruz. İnadımdan mutfakta iki gün uyumuşluğum var benim. Yani aslında başka burçların ergenliği bizim karakterimiz. Kovalar 7’sinde neyse 70’inde de odur. Değiştiremezsiniz zorlamayın.
 

2. Gururluyuz!

Gurur derken “ilk o arasın gururu” değil tabi, sevdiklerimize ve değer verdiklerimize sonsuz tolerans gösterebiliriz. Mesela canım dediğimiz canımızı alabilir, hiç sorun değil. Ama yeni tanımaya başladığımız insanlara karşı son derece soğuk davranabiliriz, mesafeliyizdir. Bu da iş hayatında ve özel hayatta ayakta kalma gücümüzü sağlayan bir özelliğimizdir. Birileri canını yaktığında çemkiren, düşünmeden paylaşımlar yapan, ona küçük mesajlar gönderen bir kova görmedim, kova intikam almak için bile uğraşmaz çünkü eğlenmenin değerini bilir. Ağlaması gereken dakikalarda mutlaka bir yerlerde dans ediyordur.
 

3. Yardımseveriz!

Bu konuda konuşmak beni rahatsız ediyor, sanırım hayattaki en iyi duruşumuz yardımseverliğimiz. Anlamsız bir şekilde her an herkese yardımcı olabilmek ve insanların yüzlerini güldürmek amacıyla doğmuşuz. Hak eden var, hak etmeyen var ama kovalar için emin olun bu da hiç önemli değil. Yaptıkları iyiliklerden bahsedildiğinde konuyu değiştirmeye çalışırlar, utanırlar. Övgü sevmezler, öyle ki “bugün çok şıksın”, “çok güzelsin” cümleleri bile onları utandırmak ve konuyu değiştirmek için yeterli bir sebeptir.
 

4. Önsezilerimiz var!

Kova burcu olarak doğmak yetmezmiş gibi bir de önsezilerimiz var ki sormayın. Hemen hemen her şeyi hissederiz. İnsan sarrafıyız demiyorum ama iyi-kötü bütün insanları ilk görüşte çözebiliyoruz, olacakları önceden hissediyoruz ve önlemimizi alıyoruz. Kalp gözümüz açık bizim arkadaşlar.
 

5. Doğuştan Pop Starız !

Dünya eğlenmek ve gülmek, mümkünse bol bol dans edip, gezmek, keşfetmek ve sanat için var. Sosyaliz, girdiğimiz tüm ortamlarda görüşlerimizle dikkat çekeriz, ve hep aranan ve fikri alınan kişileriz. Ortamların, enerjisi hiç tükenmeyen insanlarıyız, pozitifiz, yapıcıyız ve her zaman sahne önünde olmalıyız. Sahne önünde olmayı çok severiz çünkü doğuştan starız.
 

6. Sadığız!

Benim en sevdiğim ikinci özelliğimiz; sadakatimiz. Sorgulanamaz bile. Sahip olduğumuz, ait olduğumuz değil, değer verdiğimiz, değer gördüğümüz herkese ve her şeye karşı sonsuz bir sadakatimiz var bizim. “Yolda bulduklarımızı yola çıktıklarımıza değişmeyiz”.
 

7. Sadece sevginin kölesiyiz!

Bizim için maddi değerlerin hiçbir anlamı yok. Para paradır ve bizim için bir kağıt parçasıdır. Önemli olan maneviyattır. Sevgi, dostluk, yardım bizim için önemlidir çünkü dünyayı sevginin kurtaracağını biliriz. Sadece dostluğum egemen olduğu bir dünya özlemi çekiyoruz.
 

8. Hümanistiz!

İnsanları severiz ve dünyadaki hiçbir şeyin canlıdan daha önemli olmadığını biliriz. Bu yüzden çoğu zaman kurallara karşı çıkarız, savaşlara karşıyız, doğayı, insanı, hayvanı o kadar çok severiz ki sonsuza kadar bir arada kalmalı ve birbirimize destek olmalıyız, özgür kalmalıyız.
 

9. Canlıların Hepsini Önemseriz!

Daha o kadar çok özelliğimiz var ki, kurallardan nefret ediyoruz. Hayvanlara ve doğaya da insanlar gibi saygı duymamız gerektiğini düşünürüz. Dünyadaki iyileştirici tek gücün sevgi olduğuna inanırız. Sistemin kölesi olmak yerine, daha makul, daha eşit bir sistem yaratmayı hayal ederiz. Her canlının özgürlüğünü savunuruz.
 

10. Sanat Olmazsa Olmazımız!

Şarkı söylemek, enstrüman çalmak, dans etmek ve sanatı hissetmek istiyoruz, sanatın bir parçası olmak istiyoruz.
 

11. Adiliz!

Haksızlıklara tepki olarak doğmuş devrimcileriz biz. En sevdiğimiz söz “iyi olmak kolaydır, zor olan adil olmak”tır. Her zaman adil olmaya çalışıyoruz, ırk, cinsiyet, ekonomik ya da kültürel ögelere bakmadan herkesin aynı olanaklara sahip olmasını istiyoruz.
 
Peki, Hiç Mi Kötü Özelliğimiz Yok?

Var ama çok az 🙂

Dik kafalıyız, unutkanız, derin duygulardan korkarız, inatçıyız, çoğu zaman anlaşılmazız, aykırı davranmaktan hoşlanırız, birdenbire ortadan kayboluruz .

Biz kovalar deliyiz ya da dâhiyiz; o ince çizgide gezeriz. Ama görürsünüz dünyayı bir kova kurtaracak. Dünyayı bir gün mutlaka SEVGİ kurtaracak.

Sevgiler Efendim.

Devamını Oku

Diğer

8 Kötü Şöhretli Suç Fotoğrafı

Oldukça kötü bir şöhrete sahip olan 8 suçlunun fotoğrafları ve arka plandaki suç hikayeleri bu liste içinde yer almaktadır.

Çağrı Ultay

Eklenme Tarihi

-

Fotoğraf tarihinde toplumların üzerinde silinemez etkiler bırakan suç ve suçluların fotoğrafları bulunmaktadır.  Ne olursa olsun asıl olan işlenen suçların bütün fotoğrafları acı ve günahkarlığın somut halidir.

Uyarı: Bu listed yer alan fotoğrafların bazıları okuyucuları rahatsız edebilecek niteliktedir.

 

Deli Bombacı’nın Deli Gülüşü

Deli Bombacı’nın Deli Gülüşü

Adı bilinmeyen ve “Deli Bombacı” olarak tanınan bir adam New York’u 16 yıl boyunca terörize etti. Bir enerji şirketi olan Consolidated Edison’ın sahip olduğu Sinema, metro durakları, kütüphaneler ve binalar gibi halka açık bölgeye bomba yerleştirdi.

Toplamda 33 bomba yerleştirdi ve 22 tanesi patladı. Mucizevi bir şekilde sadece 15 kişi yaralandı. Yerleştirdiği her bomba için polisi aradı ya da gazetelere ilan verdi fakat asla bombanın tam konumunu vermedi. Bu doğal olarak bir kaos yarattı çünkü polis hem bombaları bulmaya hem de insanları sakin tutmaya çalışıyordu.

Polis bu adamla ilgili daha detaylı bir araştırma yapmaya karar verdiğinde  bir kriminolog’dan bombacının profilini çıkarmasını istedi. Kriminolog, bombacının Doğu Avrupalı olduğu, ve bir dönem Con Edison için çalışıp bir şekilde oradan kovulduğu sonucuna vardı. Ve tabi ki kovulmak bu adama adil gelmemişti.

Profil basıldıktan bir gün sonra polis gazeteye bombacıya teslim olması için çağrı yaptı.  Buna karşılık olarak bombacı ateşkes yapacağını fakat Con Edison’ı yine de patlatmak istediğini açıkladı.

Bombacı Con Edison’da çalışırken yaralandığını açıkladı, bunun üzerine Con Edison bir araştırma yapıp bu adamın George Metesky olduğunu ve çalışırken yaralandığını öğrendiler. 26 gün hastalık maaşı aldıktan sonra işten atılmıştı. Tazminat istediğinde ise bu reddedilmişti çünkü bu durumun geç dosyalandığını öne sürmüşlerdi.

Yakalandığında tüm suçunu itiraf etti. Tüm şehri korkuya boğan bu adamın parmaklıklar ardında fotoğrafının çekilmesine izin verildi. En ünlü fotoğrafı New Yok Daily News fotoğrafçısı Judd Mehlman’ın yakaladığı ve yukarıda sizlerle paylaştığımız karedir.

Metesky, halka delice şeyler yapan deli bir adam olarak tanıtıldı. Metesky mahkemeye çıkabilecek biri olarak görülmedi ve 90 yaşına kadar devlet hastanesinde yaşadı.

 

Ricky Kasso, Genç Satanist

Ricky Kasso, Genç Satanist

Satanizm’in genç insanların arasında en ateşli aşamasındayken çılgın gözler ve heavy metal tişörtüyle fotoğraflandı bu genç adam. Genç kızlar ve erkekler heavy metal yüzünden uyuşturucudan çürümüş Satanistler haline gelmekteydi. 17 yaşındaki Ricky Kasso ailenizden çıkabilecek herhangi kötü bir ergendi.

Bu fotoğraf 1984 Haziran’ında 17 yaşındaki Gary Lauwers’ı öldürme suçundan tutuklandığında çekildi. Kasso lise terk bir uyuşturucu bağımlısıydı ve partileri seviyordu. Bir noktada Lauwers ve Kasso arkadaşlardı ama Lauwers Kasso’dan uyuşturucu çaldığında işler değişti.  Bu olaydan bir süre sonra Kasso, Lauwers’a onu affettiğini ve ormanda arkadaşlarıyla yapacağı partiye gelmesini söyledi.

Ormanda meskalin adı verilen ve halisünasyon görmelerini sağlayan bir madde kullandılar. Bir süre sonra Kasso bir karga sesi duydu ve bunu Lauwers’ı öldürmesi için bir işaret olarak yorumladı. İkisi kavgaya başladılar ve Kasso Lauwers’ı bıçakladı. Kasso ona diz çöktürdü ve ona “Şeytanı seviyorum de”  diye emretti. Buna karşın Lauwers annesini sevdiğini söyledi ve Kasso onu göğsünden, boynundan ve suratından olmak üzere 17 – 36 arasından darbeyle bıçakladı. Hatta onun gözlerini çıkardı. Daha sonra cesedi çürümesi için ormanda bıraktı.

Birkaç hafta boyunca Kasso işlediği cinayetle övündü ve hatta insanları cesedi görmeleri için ormana bile götürdü. Sonunda biri onu ihbar etti ve Kasso tutuklandı. Bu fotoğraf çekildikten iki gün sonra Kasso kendini hücresinde astı.

 

Salyalı Andre Rand

Salyalı Andre Rand

Andre Rand 1960’ların ortasında Willowbrook Devlet Okulunda bekçiydi. Bu okulun adı kötüye çıkmıştı çünkü Geralde Rivera yaklaşık 6.000 mental bozukluğu olan çocuk üzerinde barbarca yapılan tedaviler üzerine bir belgesel hazırlamıştı. Rand o okulda birkaç sene çalıştı, ta ki çocuklara cinsel saldırı ve kaçırma gibi suçlardan dolayı tutuklanana kadar. İlk tutuklanmasından sonra hayatının birkaç yılını bir içerde bir dışarda geçirdi.

1987 yılında  Willowbrook Devlet okulu kapatıldı ve bina terk edildi. Aynı dönemde bir seri katil ve akıl hastasının bodrum tünelinde yaşadığına dair bir şehir efsanesi ortaya çıktı.

Bu şehir efsanesinin bir şekilde gerçek olduğuna dair kanıtlar ortaya çıkmaya başadı. 1987 yılında doğuştan down sendromlu olan Jennifer Schweiger kayboldu ve 35 gün sonra Rand’in kampının yakınında bulunan okul mülkünde gömülü olarak bulundu.

Rand tutuklandı ve suçlandı. En kahredici görüntü ise; polisin kelepçelediği Rand’in deli gibi görünmesi ve ağzından durmadan salyalar akıtmasıydı. Rand’i böyle korkunç bir suç işleyecek bir canavar gibi gösteren fotoğraf Tony Carannante tarafından çekildi.

Tutuklandıktan sonra başka dört cinayet daha Rand’in suçlamaları arasındaydı ve bu kurbanların içinde iki tane 5 yaşında çocuk da yer alıyordu. Ancak Rand Schweiger ve 1981 yılında kaybolan Holly Ann Hughes cinayetlerinden hüküm giydi. Onun da cesedi iddia edilen diğer 3 kurban gibi bulunamadı. Aslında Rand’in masum olduğuna ve sadece ikinci derece kanıtlarla hüküm giydiğine inanan insanlar bulunmakta.

 

Karla Homolka’nın Siyah Gözleri

Karla Homolka’nın Siyah Gözleri

Paul Bernardo ve Karla Homolka Kanada tarihinin en kötü şöhretli katilleridir. Bernardo suç kariyerine düzinelerce kadına vahşice tecavüz ederek başladı. En sonunda Karla Homolka ile evlendi ve Karla kendi öz kardeşi Tammy’nin de dahil olduğu üç vahşi tecavüz ve cinayette Bernardo’ya eşlik etti.

Bu korkunç suçlar dünya çapında duyuldu. Fakat eskiden de şimdi de birçok kişiyi etkileyen Homolka’nın korkunç siyah gözlerinin fotoğrafı oldu. Bu fotoğraf Bernardo’u saldırı ile suçladığında kanıt olarak çekildi. Bunun sonucu hem polis hem de halk Homolka’nın Bernardo’nun kurbanı olduğuna inandı. Ve yine bu fotoğraf karşılığında Homolka sadece 12 yıllık hapis cezası aldı.

Bu fotoğraf 1992 Aralık ayında olan olayın bir sonucuydu. Bernardo, Homolka’yı bir fenerle çok kötü dövmüştü. Ailesi daha sonra onu kurtardılar ve onu Bernardo’dan kurtardılar. Bu şekilde Bernardo’nun sonu gelmiş oldu.

Maalesef Homolka’nın cinayetlere söylediğinden daha fazla katkıda bulunduğu ortaya çıktı. 2005 yılında serbest kaldı, şuan kocası ve 3 çocuğuyla yaşamakta.

 

Ted Bundy İçindeki Canavarı Açığa Çıkarıyor

Ted Bundy İçindeki Canavarı Açığa Çıkarıyor

Ted Bundy tüm zamanların en ünlü ve en çok öldüren seri katillerinden biridir. Yüzeyde akıllı ve iyi görünümüyle içindeki canavarı saklayabilmesiyle tanınır. Davaları boyunca insanların çoğu böyle görünen ve davranan bir adamın nasıl bu suçlarını işlediğini anlayamadılar. Hatta onu cezalandıran hakim bile onun hayatının bir noktasında kafayı kıran parlak genç bir adam olduğunu düşünmüştür.

Yukarıda gördüğünüz ve Bill Frakes’in çektiği fotoğraf  Bundy’nin içindeki hiddeti çok net yansıtmaktadır. Bu fotoğraf Bundy’nin son kurbanı olan 12 yaşındaki Kimberley Leach davasında Orlanda’da çekilmiştir. Bundy, Leach’I okuldan kaçırmış ve kızın cesedi haftalar sonra bulunmuştu.

Bu davada Bundy kendi avukatı olmamayı seçti. Kendini normalde bilinen sakin ve düzgün tavrında tutmakta problem yaşıyordu. Bu fotoğraf Bundy’nin mahkeme salonunu terketmeye çalıştığı fakat polis tarafından durdurulduğu zaman çekilmişti. Bu görünüşte çekici Bundy’nin kendini kaybettiği nadir anlardan biriydi. Bu bize küçük de olsa Bundy’nin 30’dan fazla kurbanının onda gördüğü şeyi görmemizi sağlayan bir fotoğraf.

 

Thomas Shipp & Abram Smith’in Linç Edilişi

Thomas Shipp & Abram Smith’in Linç Edilişi

Çok fazla Afrikalı Amerikalı halkın önünde ve halk tarafından linç edilmiştir ve bu korkunç anlara ait birkaç adet fotoğraf bulunmaktadır. Yukarıdaki fotoğraf Lawrence Beitler tarafından çekilmiştir.

Linç edilen bu iki adam 18 yaşındaki Thomas Shipp ve 19 yaşındaki Abram Smith’di. Bir gece önce tutuklanmışlardı ve aralarında James Cameron’da vardı. Bu içlü nehir kenarında araba sürüyorlardır ve o sırada Claude Deeter ve Mary Bell ile karşılaştılar. Cameron’a göre Shipp ve Smith çifti soymak istediler ve Cameron’a bir silah verdiler. Cameron çifti tanıdığını fark ettiğinde oradan uzaklaşmaya karar verdi. Ve kısa süre sonra silah sesleri duyduğunu iddia etti. Üçlü ilerleyen saatlerde Deeter’ın öldürmek ve Bell’e tecavüz etmekten tutuklandı.

Tutuklamadan bir gün sonra yüzlerce kişinin olduğu bir grup hapishanenin etrafını sardılar. Bu kalabalık üçlüyü linç etmeye hazırdı. Grup balyoz kullanarak hapishaneye girdi, öndelikle Smith ve Shipp’i çıkardılar.  Önce onları dövdüler ardından da onları astılar.

Mucizevi bir şekilde Cameron’da tam asılacakken kalabalıktan biri onun masum olduğunu söyledi. Ve kalabalık onun gitmesine izin verdi. Bu olay Cameron’ı linçten kurtulan tek insan olarak tarihe geçirdi.

Fotoğrafçı, bu fotoğrafı iki versiyonda bastı. Biri kalabalığı göstermiyordu fakat diğeri olayı izlerken gülümseyen insanları da içeriyordu. Günler içinde bu fotoğraflar yüzlerce sattı.

Bu olay Güney’deki insanlar için bir onurken dışarıdaki insanları şoka soktu. İlk defa insanlar bu fotoğrafla kendi ülkelerinde ırkçılığın ne kadar korkunç bir noktaya geldiğini farkettiler.

 

Bonnie & Clyde Saçmalarken

Bonnie & Clyde Saçmalarken

Amerika tarihinde en fazla romantize edilen suçlular Clyde Barrow ve kız arkadaşı Bonnie Parker’dır. Çiftin suçları genelde sisteme karşı gelen aşıkların büyüleyici hikayesi olarak görülüyordu ve hala da öyle görülmekte. Aslında olan ise fakir insanlardan çalan bir çete oldukları idi. En kötüsü ise soğuk kanlılıkla 13 kişiyi öldürmüş olmalarıydı.

Bu fotoğrafı aslında polis yaydı, bunlar basılmamış bir film makarasında bulundu. Polis elinde başka fotoğraf olmadığı için aranan kaçakların bulunması için bu fotoğrafları kullanmak zorunda kaldı.

Bu fotoğrafların paylaşılması olayların görüntüsünü çok değiştirdi. Bonnie ve Clyde aşık vahşi genç isyankarlar olarak görülmeye başlandı. İnsanların fakirlik içinde kurallara uymak zorunda olduğu bir dönemde ortaya çıkan bu çift ve fotoğraflar genç Amerikalılar arasında bu çiftin bir fenomen olmalarını sağladı.

 

Sevgililer Günü Katliamı

Sevgililer Günü Katliamı

Şikago’da 1929 yasaklar çağında kara borsada kontrol sahibi olmak isteyen iki ana çetenin savaşı vardı. Çeteler George “Bugs” Moran ve Al “Scarface” Capone tarafından yönetiliyordu.  Moran, Capone’yi yakalayacak kişiye büyük bir para ödülü vereceğini duyurdu ve Capone ilk saldırıyı yapmaya karar verdi.

Capone saklanırken ilk saldırı emrini verdi. 14 Şubat 1929 yılından iki adam polis memuru olarak, iki adam ise takım elbiseyle Moran’ın bulunduğu yere gittiler. Çetenin 5 üyesi oradaydı ve 2 tanesi de garajdaydı. Duvara doğru dizilmelerini söylediler ve Capone’nin adamları diğer çetenin 7 üyesini üzerlerine ateş açarak öldürdüler. Enteresan bir biçimde çetenin ölmeyen tek üyesi Moran’dı çünkü o sırada uyuyordu ve garajda değildi.

Suç korkunç ve şok ediciydi ve fotoğraflar bu durumu daha da kötüleştirdi. Bu fotoğraf Chicago American’dan Tony Bernardi tarafından çekildi. Polis onun bu fotoğrafı çekmesine izin vermişti.

Katliam hem Moran hem de Al Capone’nin çöküşü oldu. Capone’yi destekleyenler bu fotoğrafı gördükten sonra ona sırt döndüler. Moran basitçe tekrar bu insan gücünü toplayacak bütçeyi bulamadı ve bu sırada Capone de vergi kaçakçılığından tutuklandı.

Devamını Oku
Reklamlar

Editörün Seçtikleri

Popüler Makaleler